Fehmi Koru: Haberlere bakıp tatili yalnızca paralılara hak sanmayın; turizmle ilgili haberler abartılı…

Fehmi Koru*

Bu yıl turizm gelirleri geçen yıla göre müthiş artmış. Kültür ve turizm bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un bu ayın başında yaptığı açıklamaya göre, turizm gelirleri, yılın ilk 6 ayında, yüzde 27 artışla 21 milyar 734 milyon 366 bin dolara yükselmiş…

Ne güzel, sevindim. Umarım 40 milyar dolar hedefine ulaşılır.

Son birkaç günün yazılı ve görüntülü basınına bakılırsa, turizm beldelerindeki oteller yarı yarıya boşmuş…

Geçen yılı mumla aradıklarını söylüyor konunun muhatabı olan kurumların yetkilileri…

Turist geliyor, turizm gelirleri artıyor ve oteller dolu değil… Bu nasıl iş?

Aralarında bayağı paralı ve daha önce de ülkemize gelmiş olanların da bulunduğu turistlerin bazıları, bu yıl, otellerde kalmak yerine ev kiralamayı tercih etmeye başlamışlar. Uluslararası bir program –airbnb– aracılığıyla kiralanan evlerde kalanlar yüzünden oteller tam dolmuyormuş…

Geçmiş yıllarda ben de başka ülkelerde yararlandığım için o programı biliyorum. Gideceğiniz ülkede evlerini kiraya vermek isteyenlerle sizi karşı karşıya getiriyor program. Bir günden bir mevsime uzanan süreler için gözünüzün kestirdiği eve talip oluyorsunuz, ev istediğiniz günlerde müsaitse, program orayı size tahsis ediyor.

Tabii, otellerden biraz -bazen hayli- ucuza geliyor ikametiniz…

Otellerdeki rahatlık var mı bu sistemde?

Kesinlikle yok. Tam tersine, tatil için gittiğiniz ve gününüzü de buna göre değerlendirmek isteyeceğiniz halde, sanki kendi evinizdeymişcesine günlük işlerle de siz meşgul olmak zorundasınız.

Paralı turistlerin otel konforuna airbnb’yi tercih edeceklerini hiç sanmam.

Daha çok, kalacak yere ayıracağı parayı asgaride tutmak isteyenlere cazip gelecek bir yöntem bu.

Sanıyorum birileri, sebebini bilmesem de, bu işi gereğinden fazla büyütüyorlar. 

Bir de bu yaz ile ilgili olarak, medyanın denize girmenin pahalı olduğuna dair haberleri beni şaşırtıyor.

Sıradan bir özel haberi okuyalım:

‘‘Özellikle Bodrum’da yer alan lüks plajların fiyatı bu yıl oldukça yüksek ve Euro ile ücret talep ediliyor. Aradığımız işletmelerde plaja girmek için 5 bin lirayı aşan ücret isteyen de oldu 250 lira isteyen de. Alaçatı ve Çeşme’de ise fiyatlar 300 ila 500 lira arasında talep edilirken Euro talep eden yerlerin ücreti 3.500 liraya çıkabiliyor. İşletmeler fiyatların artabileceğini belirtiyor.’’

Lüks plajlar… Euro ile ücret talep edilmesi…

Bana bunlar masal gibi geliyor.

Sebebi basit: Birkaç gündür ben de bir sahil beldesindeyim ve hemen her gün bir yerlerden denize girdiğim oluyor. Kaldığımız yere yakın denize girilecek sahillere gidiyoruz. Evet, deniz kıyılarında kiraladıkları yerleri, o yerlere şemsiyeler kurup şezlonglar sererek, oradan denize girmek isteyenlere para ile kullanma imkanı sağlayanlar da var; ancak o yerlerin hemen yanında veya önünde kendi şemsiyeni açıp portatif sandalyeni yerleştirip hiç bir bedel ödemeden denize girebilmek de mümkün.

Deniz kıyılarında inşa edilmiş lüks otelleri bilmem ama sahiller halka açık olmak zorunda.

Geçen gün bir yakınımın deniz kıyısındaki yazlık evine gittim. Evin bulunduğu sitenin hemen önündeki sahili o evlerde yaşayanlar denize girmek için kullanıyorlar ama halkın da aynı sahili kullanmasını engelleyemiyorlar.

Tatil beldesinde kaldığımız günlerde denize girmek için kimselere beş kuruş vermem gerekmedi. [Bazılarının önünde otoparklar bulunuyor ve araç park etmenin bir ücreti var, o istisna.]

Bazı belediyeler sahil kıyılarını şemsiyeli-şezlonglu tesis sahiplerine kiralamışlar; ancak halkın tepki göstereceğini bildikleri için o tesislerin önüne çadır kurmak veya şemsiye açmak isteyeni engellemeye kalkmamaları şartıyla…

Yine aynı belediyeler pek çok sahile kendileri isteyenin yararlanabileceği küçük sabit şemsiyeler kurmayı da ihmal etmemişler.

Tabii bir de her yaz medyada gündeme sokulan, tatil beldelerinde lahmacunu birkaç yüz TL’ye servis eden restoranlar hikayesi var. [Bu yıl için telaffuz ettikleri rakam 450 TL.]

Kaldığım tatil beldesinde, menüsünde lahmacun da bulunan pidecilerin uyguladığı fiyatlar İstanbul’daki benzerlerinden daha pahalı değil.

Neden böyle hikayeler her yaz yaygınlaştırılıyor, doğrusu bilmiyorum.

Okuduklarım yaşadıklarımla ters düştüğü için itirazlarımı paylaşmadan edemedim.

Türkiye’nin sahilleri yalnız yabancıların veya paralıların değil, hepimizin; bunu bilelim…

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden aynen alınmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx