Doğu Akdeniz’de rota Türkiye’ye dönüyor: Transit değil merkez olacağız

“Yaptığımız görüşmelerle birlikte önümüze enerjide çok daha farklı alanlar açılacak ve bunu duyduğunuzda ‘Bu da nereden çıktı’ diyeceksiniz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NATO Liderler Zirvesi dönüşü yaptığı açıklamada en dikkat çekici noktalardan biri de bu bölüm oldu.

İsrail Başbakanı Bennet’in de Türkiye’ye gelme durumundan bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gelişle birlikte Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir süreci başlatma durumumuz olabilir” dedi.

Öte yandan, Doğu Akdeniz’deki doğal gaz ile ilgili Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in de İsrail’e gideceği duyuruldu.

Bu açıklamaların ardından gözler yeniden Doğu Akdeniz’e çevrildi ve “Enerjide yeni bir rota mı çiziliyor” sorusu akıllara geldi.

Özbekistan’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından tekrar açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine Doğu Akdeniz’deki iş birliklerine işaret ederek, süreçten umutlu olduğunu dile getirdi.

“Ramazan sonrası Bennet’le de bu konuyu bir görüşüp hemen adımları atarsak İsrail-Türkiye buradaki birlikteliği, bu süreci Doğu Akdeniz petrolüyle, doğal gazıyla ilgili süreci hızlandıracaktır. Bu konuda çok çok umutluyum.”

“EASTMED ÜTOPİK BİR BORU HATTIYDI”

Polis Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Levent Yılmaz, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz iş birliklerini TRT Haber‘e değerlendirdi.

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürpriz olarak bahsettiği konunun enerji ile ilgili olması ve son dönemde Türkiye’nin enerji diplomasisine baktığımızda ve Türkiye’yi ziyaret eden devlet başkanlarını takip ettiğimizde, Türkiye’nin de Enerji Bakanının hangi ülkelere ziyaret ettiğini değerlendirdiğimizde ağırlıklı olarak enerji kaynaklarına ilişkin bir müjdenin gelebileceğini tahmin ediyoruz. Zira bir süredir Doğu Akdeniz’de önemli keşifler yapılıyor. Ve bu keşiflerin nasıl ticarileştirilebileceği konusunda soru işaretleri var.

Denenen projeler var. Örneğin; Türkiye’yi dışlayarak yapılan bir Doğu Akdeniz Gaz Forumu vardı. Bu kapsamda bir araya gelen ülkeler, İsrail gazının Avrupa’ya taşınması için Eastmed gibi ütopik bir boru hattı projesi bile geliştirmişlerdi. Hatta bu projenin görselleri İsrail bakanlıklarının web sitelerinde bile yer almıştı. Fakat ilk günden beri bu projenin Türkiye’yi dışlamak üzere, bölgedeki politikalarda Türkiye olmadan hareket edilmek üzere İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır ve Yunanistan tarafından kurgulandığını, ısrarlı çabalara rağmen İtalya’nın bu işin içinde olmadığını ve hatta İtalya’nın bu konuyla ilgili tavrının olumsuz olduğunu görmüştük.”

“ENERJİ MESELESİ SON GÖRÜŞMEDE MASADAYDI”

Yılmaz, Doğu Akdeniz’de İsrail ile deniz yetki alanlarının belirlendiği bir dönem yaşanıyor olabileceğine işaret etti:

“Eastmed projesi zaten hayata geçmeyecekti. Konjonktür olarak da bakıldığında Türkiye’nin yoğun diplomasisi ve özellikle Doğu Akdeniz’deki ülkelerin de Türkiye olmadan bir çıkar yol bulamadığından yavaş yavaş bölge ülkelerinin normalleşme adımlarını atmak için Türkiye’ye geldiğini gördük. En son İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un ziyaretinde masada enerji konusunun da olduğunu görüyoruz ve biliyoruz. Dolayısıyla İsrail ile deniz yetki alanlarının belirlendiği ve Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) çalışmalarının hızlandığı bir dönem yaşıyor olabiliriz. Belki Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da açıklayacağı meseleler içerisinde bu da olabilir.”

“İSRAİL’İN PLANLARINDA TÜRKİYE ÖN PLANDA”

Yılmaz, İsrail’in doğal gaz rezervinin ticarileştirilmesinde Türkiye’nin öne çıktığını belirterek, şöyle devam etti:

“İsrail’in 850 milyar metreküp doğal gaz rezervine ulaştığını biliyoruz. Ayrıca bu rezervin de yüzde 40’ını ihraç etme kararı alındı. Bu kapsamda, bu doğal gazın nasıl ve hangi rotadan ticarileşeceği konusunda Türkiye’nin her zaman ön plana çıktığını görüyoruz.

Bununla birlikte, bölgede Türkiye ve İsrail deniz yetki alanları anlaşması imzalandığında ortaya çıkacak ilave alanlar olduğunu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de arama yapılabilecek yeni alanlar kazanacağını da biliyoruz. İşte bu alanlarda belki İsrail ile veya başka ülkeyle çekişmeli olan alanların hukuki statülerinde belirleme yapılabilir.

Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz’deki gazın ticarileşmesi, fiyatlanlanmasıyla ilgili bir sürecin bizi beklediğini tahmin ediyoruz.

Türkiye’nin önemli bir pozisyonu var. Türkiye, doğal gaz ve enerjide önemli bir ticaret merkezi olma yolunda ilerliyor. İletim alt yapısı çok güçlü ve ilave olarak da Türkiye’nin Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. üzerinden fiyatlamaların yapılabileceği mekanizmaları da kurduğunu ve kurmaya devam ettiğini görüyoruz. Yani Türkiye, İsrail gazı için hem önemli bir pazar hem de yeniden ihracat (re-export) hakkı alarak İsrail gazının ticarileşmesi için önemli bir merkez. Bu yüzden karşılıklı menfaatleri maksimize eden önemli bir iş birliğinin kapıda olabileceğini söyleyebiliriz.”

“TÜRKİYE TRANSİT DEĞİL MERKEZ ÜLKE OLACAK”

“Türkiye, enerjide koridor ya da rota değil, bir merkez olma yolunda ilerleyen kritik bir ülke” diyen Yılmaz, Türkiye’nin doğal gazda rekabet sağlayacak önemli bir kaynağı elde etmiş olabileceğinin altını çizdi:

“Türkiye zaten bölgesinde önemli bir enerji aktörü. Türkiye, bir rota ya da koridor değil, enerjide ticaret merkezi olma yolunda ilerleyen kritik bir ülke. Bu duruma İsrail gazının da eklenmesi Türkiye’nin bu konumunu güçlendirip doğal gazda fiyatı belirleyen bir ticaret merkezi olma pozisyonunu da hızlandıracak önemli konulardan bir tanesi olabilir. Türkiye önemli bir enerji ithalatçısı, kendisi de ciddi miktarda doğal gaz kullanıyor. Doğu Akdeniz’deki gazın da Türkiye’ye gelmesiyle beraber diğer ülkelerle olan doğal gaz anlaşmalarında da rekabeti sağlayacak ilave bir kaynağı elde etmiş olacağını göreceğiz. Buna gazın gazla rekabeti diyoruz.

Türkiye, Rusya, Azerbaycan ve İran’dan boru gazı alıyor. Bunlar uzun vadeli kontratlarla al ya da öde hükümlerini içeriyor. Bu kontratların önemli bir kısmının 2026 yılında biteceğini biliyoruz. Türkiye’nin önümüzdeki dönemlerde yapacak olacağı yeni kontratlarda hem kendi Karadeniz’deki gazını sisteme sokacak olması hem de İsrail’den gelecek potansiyel gazın da sisteme girecek olması diğer ülkelerle yapacak olacağı kontratlarda bir rekabetçilik sağlayacaktır. Daha uygun fiyatlarla, daha uygun koşullarda doğal gaza erişim sağlanacaktır.”