Bu Ciddiyetin Ardındaki Sebep Ne? Amerikan Gotiği’nin Gizemli Hikayesi

Bu tabloyu belki de daha önce binlerce kez gördünüz. 1930’da Grant Wood tarafından yapılan ‘Amerikan Gotiği’ tablosu, dünyanın en ünlü sanat eserlerinden biri. Bu tablonun aslında gizli bir anlamı var. Bu iki kişi belki de yer altı dünyasının kralı ve kraliçesi olabilir. Bunu söylememizin nedeni resimde gizli bir ipucu olması. Orijinal adıyla ‘American Gothic’ tablosundaki iki figür kim? Gelin, dünyaca ünlü olan bu eser nasıl ortaya çıkmış ve hikayesi nedir, beraber bakalım.

Kaynak: https://twitter.com/culturaltutor/sta…

Bu donuk ve son derece ciddi suratlı iki insan dünyaca ünlü ama kimse kim olduklarını ve nerede olduklarını bilmiyor.

Onların kim olduğunu anlamak için detaylara inmemiz gerek.

Kadının yakasına taktığı küçük broş, Antik Yunan mitolojisinde Yeraltı Dünyasının Kraliçesi Persephone’yi tasvir ediyor gibi görünüyor.

Bu durumda adamın elinde tuttuğu dirgen de Persephone’yi kaçırıp karısı olması için oraya getiren Yeraltı Kralı Pluto’ya (veya Hades’e) bir gönderme olabilir.

Bu nedenle kırsal Amerika’nın bu çarpıcı vizyonu, bu sert ve oldukça düşman bakışlı çiftçilerin Kralı ve Kraliçesi olduğu Yeraltı Dünyası için bir tür alegori olabilir.

Ya da olmayabilir…

İşin aslı, bu gizemli bir tablo ve kimse onun neyi temsil ettiği konusunda hemfikir değil…

Bu tablo hakkındaki sorulara hiçbir zaman net ve kesin cevaplarımız olmayacak.

Grant Wood’un kendisi bile tablodaki iki kişinin karı koca mı yoksa baba kız mı oldukları konusunda net değildi.

Cevaplayabileceğimiz tek bir soru var: Bu insanlar neden böyle görünüyor?

Grant Wood, 1891 yılında Iowa kırsalında doğdu. On yıl sonra, annesini kaybettikten sonra aile Cedar Rapids’e taşındı.

İlk önce bir metal dükkanında çalışan Wood sonrasında Minneapolis ve Chicago’daki sanat okullarında okudu. Ardından da Cedar Rapids’de bir devlet okulunda resim öğretmeni olarak çalışmaya başladı.

Wood, 1920’lerde öğretmen olarak çalışırken, birkaç kez Avrupa’ya seyahat etti. Bu seyahatlerden biri Paris’teki Académie Julian’da bir yıl okumak içindi.

Oradayken Empresyonist bir tarz benimsedi. O zaman yaptığı büyüleyici ama dikkat çekici olmayan eserlerinin, bugün tanıdığımız Wood’un eserleri ile hiç benzerliği olmamasının sebebi de buydu.

1927’de ise her şey değişti.

Yerel bir sanatçı olarak Wood, Cedar Rapids Veterans Memorial Building için vitray pencere yapmak üzere görevlendirildi.

Ama vitray hakkında pek bir şey bilmiyordu. Böylece Wood, cam uzmanlarıyla çalışmak ve kendini geliştirmek üzere Almanya’ya gitti.

Ama beklediği gibi olmadı. Hollanda ve Almanya’dan 15. ve 16. yüzyıl ressamlarının çalışmalarına maruz kaldı.

O ressamlardan biri de Hans Memling idi. Bu portresindeki sert ifadeye ve en ince ayrıntısına kadar fark edilen detaylara gösterdiği şaşırtıcı ilgiye dikkat edin.

Wood, bu ciddi görünümlü portrelerden çok etkilendi. Ama aynı zamanda, Rogier van der Weyden gibi sanatçıların, pürüzsüz inişli çıkışlı tepeleri ve minik model şehirleri olan manzaralarına da aşık oldu.

Detaylara verdiği ekstra özen ile erken Hollanda sanatı neredeyse fotoğraf kadar gerçekçiydi. İnsanların hepsi de her zaman ciddi görünümlü idi.

Wood, Iowa’da Eldon kasabasından geçerken bir şey gördü: Ciddi Gotik çizgiler üzerine inşa edilmiş, beyaz bir sundurması olan şık beyaz bir kulübe. Bu ona bir fikir verdi. Bu fikir, son derece ciddi görünümleriyle bu tarz bir eve yakışacak iki kişi bulmaktı.

Sonunda Wood iki model buldu: Biri kız kardeşi Nan Wood Graham idi, diğeri de bir diş hekimi olan Byron McKeeby.

Wood, nihayet Hollanda’dan etkilenen yeni stilini uygulamaya koyma şansını bulmuştu: Stilize gerçekçilik, ciddiyet, ağırbaşlılık ve pürüzsüz detaylar…

Bu eseri, Chicago Sanat Enstitüsü’ndeki yıllık bir sergiye gönderdi ve burada bronz madalya ile nakit 300 dolar ödül kazandı. Ama hepsi bu kadar değil…

‘Amerikan Gotiği’ büyük bir sansasyon yarattı. Wood, çok bilinmeyen yerel bir sanatçıydı. Bu resim ona sadece bir gecede ülke çapında ün kazandırdı.

Eleştirmenler, Amerika’nın nihayet düzgün bir sanatçıya sahip olduğunu söyledi. 

Yine de hiç kimse ‘Amerikan Gotiği’nin ne anlama geldiği konusunda hemfikir değildi. Bazıları bunu kırsal Amerika’nın acımasız ama parlak bir hicvi olarak gördü.

Diğerleri ise onda, kentsel yozlaşmadan uzak, taşra yaşamının sağlam, dik kafalı, dürüst, bilinçsiz erdemlerinin mükemmel bir vasiyetini buldu.

Wood, Erken Hollandalı ustaların manzara resimlerini kendi Amerikan manzara anlayışıyla birleştirdi ve yeni keşfettiği bu stil ile çalışmalarına devam etti.

Oz Büyücüsü’nün set tasarımcılarının Wood’un sanatından ilham almasına şaşmamalı.

Wood, benzersiz bir şekilde çarpıcı bir görsel dile sahip olan bir sanatçıydı.

Wood’un alışılmadık ve son derece kendine özgü tarzı, bazen bir rüyadan fırlamış gibi sürrealist görünebilir.

Keyifli, canlı ve çekici bir tarzı vardı ama aynı zamanda kesinlikle başka bir dünyaya ait gibiydi.

1931 yılında yaptığı ‘Paul Revere’nin Gece Yarısı Yolculuğu’, onun en iyi tablolarından biri.

Bu eser aynı zamanda, Wood’un yeteneğini en iyi görebildiğimiz yerlerden biri.

Wood, 1927’de o vitray pencereyi tamamladığında, ‘Amerikan Devriminin Kızları’ üyeleri onun ilham almak için Almanya’ya gitmesinden hoşnut olmadıklarını belirttiler.

Çünkü vitray pencere, Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’da savaşırken ölen askerlerin anısınaydı ve Wood’un Almanya’ya gitmesi bu sebeple şikayet konusu olmuştu.

Wood, bu tepkiye bir yanıt olarak 1932’de, bariz bir hiciv içeren ‘Devrimin Kızları’nı yaptı ve bu eser belki de Wood’un sanatında kendini tam olarak ortaya koyduğu tek zamandı.

Burada Wood’un oldukça acımasız ironi kapasitesini görüyoruz.

Wood’un eserleri kimilerine göre muhteşem kimilerine göre ise rahatsız ediciydi.

Ancak bir gerçek var ki o da Wood, tarzı diğerlerinden farklı olan bir sanatçıydı. 

Resimleri hem büyüleyici hem de yapay bir görünüme sahipti.

Tüm zamanların en büyük Amerikan ressamı olarak görülen Grant Wood 1942 yılında, henüz 51 yaşındayken hayata veda etti.

Ölümünden bir yıl sonra, İkinci Dünya Savaşı sırasında üretilen ‘Özgürlük Gemileri’nden birine onun adı verildi. Bir zamanların tanınmayan, yerel sanatçısı artık ulusal bir kahraman olmuştu. 

Ölümünün üzerinden seksen yıl geçse de Wood hala, eskisi ve her zamanki gibi çekici ve gizemli olmaya devam ediyor.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*